İSMET ABACI

Ülkemiz son yıllarda,  sivil toplum örgütleri,  sivil inisiyatif  tanımlamaları ile  sık-sık muhatap olmakta. Basının, devlet adamlarının , örgüt temsilcilerinin kullandığı bu isimlerin anlamı ne .?  Neden sıklıkla kullanılıyor? Bu kuruluşlar çok mu gerekli? Bizde durum ne? Biz sivil toplum örgütlerine inanıyor muyuz?  Bu kuruluş ve inisiyatifi nasıl anlıyoruz.? Bu sorulara kısa , anlaşılır cevaplar vermek için, bu günkü yazımda konunun  sistem içindeki yerini  yazacağım. Ülkemizde ki durumu daha sonraki yazımda ele alacağım.
Modern parlamenter demokrasi ve rekabete dayalı  ekonomi, sosyal ve kültürel gelişmeyle paralellik arz eder. Çoğulcu parlamenter demokrasi, ekonominin maddi refah düzeyi yanında ,kurum altyapısı , toplumdaki her türlü değer ,davranış kalıpları,dünya görüşü ve organizasyon biçimlerini belirler. Çoğulcu  demokrasinin ve piyasa ekonomisinin temel ilkeleri; sosyal ilişkilerin düzenlenmesindeki  uzlaşma, hoşgörü, sosyal barış, birey özgürlüğü, adalet, eşitlik ,güvenlik ve refah düzeyidir. Gelişmelerini tamamlamış  ülkelerin bu ilkeler konusunda ana problemleri yoktur.
Çağdaş toplumun çoğulcu toplum çerçevesi; iktidarın salt  tek elde toplanmayıp, geniş bir alana  yayılmasıdır. Farklı örgütler içinde siyasetin oluşumuna katkıda bulunması , böylece egemenliğin kaynağını oluşturmasıdır. Bu çerçeve, otoriter  devlet modeline karşı çıkmaktır.
 Çoğulculuk, kişinin sosyal çevresiyle bağını sürdürmesine ve siyasetle ilgili kalmasını sağlar. Çağdaş demokrasiyi ; yarışma özgürlüğüne dayalı her türlü anlayışı temsil eden grupların siyasal gelişmelere katkısı olan haliyle anlamalıyız. Toplumda gruplar, gönüllü örgütler, dağılan toplum dengesinin kurulmasını sağlar. Gönüllü kuruluşlar siyaset arenasında iktidarla birlikte karar alarak, yasaların hazırlanmasında yardımcı olur. Gerektiğinde yasaların değişmesinde telkinde bulunarak sosyal görevlerini yerine getirir. Herhangi bir demokrasinin istikrarı sadece iktisadi gelişmeyle değil, siyasi sisteme örgütlerin katılımı ve tesiriyle sağlanır.
Demokrasinin  meşruluğu; fertlerin şuurlu bir biçimde örgütlenmesinden geçer. Toplumun çıkarları, ekonominin düzeyi , sosyal ortam ve eksiklikleri siyasilere ve kamuoyuna  ileterek, çözümlerinde birlikte karar verildiği sürece demokrasi meşrulaşır. Sivil toplum örgütleri tarihi evrimin Sosyo-Ekonomik sonuçlarıdır. Gelişmiş toplumlarda gönüllü kuruluşlar sosyal yaşantıyı düzenler. Toplumu yönetecek kurallarda ve sistemin oluşmasında pay sahibidir. Demokrasinin asgari şartı, kişilerin gruplar aracılığıyla yönetime katılmalarıdır.
21.Yüzyıla  girerken, bir çok ülke sanayileşmesini tamamlayarak , bilgi toplumuna geçmiştir. Bilgi toplumunda  toplumun hayatı ile doğrudan ilgili kararları verenlerle aradaki köprü, sivil toplum örgütleri olacak.
2000’ li yılların ekonomisindeki  temel gaye, birey ve toplumun maddi ihtiyaçları kadar manevi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Mide ekonomisinden, ruh ekonomisine  doğru yol alınacağını Stanford araştırma enstitüsü  yaptığı bir araştırmayla  10 yıl önce ortaya koydu.
İş dünyasında, ileri ekonomilerde  ittifakların meydana getirdiği tabana, müştereklere, uzman düzenleyici kurumlara ihtiyaç olacağı kesin. Bu  ihtiyaç Avrupa topluluğu ülkelerinde, Ortadoğuda, Karayiplerde, Pasifikte, tabii olarak bizde ve Türk dünyasında hissedilecek.
Gücün değişim çağı yaşanıyor. Fertlerin tek başlarına elde ettikleri gücün, ekonomik, sosyal ,siyasi yönden güçlü diğer insanlarla birleştirmesi gereken çağa giriyoruz...
Bu çağı karşılayan Türkiye ve Türk dünyası ne yapmalı? Bu soruya gene sivil toplum örgütleri cevap verecek. 
ÜLKEMİZDE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN TARİHSEL SÜRECİ (II)
Yukarıda sivil toplum kuruluşlarının   hangi sistemden kaynaklandığını yazmıştım. Bu kuruluşların bizdeki durumunu öncelikle,   yüklendiği sorumluluk ve uygulama  anlayışlarıyla  değerlendirmekte  fayda var.
Türkiye ekonomisi, parlamenter çoğulcu demokrasiye geçişin sancılarını yaşıyor. Sanayi toplumu için,  önemli olan dönemler aşıldı. Ancak, Ekonomik gelişme düzeyi, çoğulcu demokrasinin uygulanabilmesi için gerekli maddi ve fikri imkanları üretebilecek  düzeye henüz gelmedi.
Ülkemiz, sanayileşmenin  ürünü olan karmaşık toplum yapısındadır. Sayılarının az olmasına rağmen, farklı örgütlerin kurulması, sanayileşmeyle birlikte farklı sosyal sınıf, tabaka ve  grupların ortaya çıkmasının sonucudur. Bu kuruluşlar, düşüncelerini benzer amaçlar  için siyasi iktidar düzeyine taşıyan, çoğulcu toplum tipine geçmek için atılan önemli adımlardır. Dernek, vakıf, sendika,  kooperatif ve odalar çoğulcu toplum tipinin parçalarıdır.  
Ülkemizde örgütlerin yapısında kurum olmanın ve  Demokratik kültürün eksikliği  görülür. Sivil toplum örgütlerinin çoğunda yöneticilerin kendisiyle özdeşleşen bir yapı var. Siyasi partilerin başkanlık sisteminin bir benzeri yaşanmakta. Kuruluş (STK), başkan ve yönetim kurulunun  hakim olduğu bir anlayışla yönetilir. Yönetime katılmak ise; sessiz kalmak,  eleştirmemek, önermemek, nimet ve külfet dengesine girmemek olarak algılanır. İş yapmadan  , söz üretilen, gayesiz faaliyetler yapılan,  sadece kuruluşun adının tanıtıldığı bir sivil örgütlenme modelimiz var.
Ülkemizde bir çok kuruluşun (STK) kongresi çok az kişiyle veya hatıra binaen gelen kişilerle gerçekleşir. Seçilen Başkan ve yönetim kurulu ikinci bir kongreye kadar üyeler ile  karşılaşmaz. Üyelerin   düşünceleri sorulmaz. Üyelerin kuruluşa ait görüşleri , yönetime ulaşmaz. Üyelerin problemleri , beklentileri ve güçleri, örgüt yöneticileri için önemsiz bir ayrıntıdır. Üyeler de  tepkileriniyanlış bir biçimde dile getirir. Kuruluş (STK) faaliyetlerine katılmayan , aidat bile ödemeyen , mensup olmanın şuurundan uzak ama birer kuruluş (STK) üyesi olarak kalır.
Son dönemlerde yaşanan önemli bir olumsuzluk ise; örgütlenmenin sağlayacağı faydaları önceden gören gruplar, siyasi gücün koruyucusu olarak, kuruluş fonksiyonlarını  siyasi parti ideoloji ve programlarına  endeksledi. İdeolojik örgütlenmelerini çeşitli adlarla gizleyen bir kaç derneğin, Sivil Toplum Örgütleri Platformu/Birliği ve Sivil İnisiyatif Grubu adlarıyla ortaya çıkmaları, kamuoyunda sivil toplum örgütlerine olan güveni sarstı. Toplum  bu sapmaları  dikkatle izledi. Siyasi ilişkilerin ranta dönüştüğü yer gibi takdim edilen örgütler, örgütlenme şuurundan  zaten uzak olan toplumda ilgiyi iyice azalttı. ADEF olarak biz ülkemizi ilgilendiren siyasi,sosyal ve ekonomik gelişmelerin ışığında fikrimizi ülkemiz ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda ifade edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Siyasilerin üstünde bir Sivil Toplum Kuruluşuyuz.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen, fedakarca çalışan samimi başkan ve yönetimlerin gayretleri  ile faydalı çalışmalarda yapıldığını görmekteyiz. Sayıları azda olsa, gerçek fonksiyonlarını  yerine getiren   bu örgütler, geleceğe  umut yüklüyor.
Kısır bir döngü içinde olan, örgüt-fert ilişkisi  ancak, fertlerin örgütlenme şuuruna sahip olmasından geçmekte. Bu şuura   yukardan, aşağıya her ferdin sahip olmasıyla 21.yüzyıl Türkiye’si, bilgi çağının gereklerinden birini yerine getirecek.
Biz Amasya’ lılar olarak Sivil Toplum Kuruluşlarının getirisi,faydası noktasında yeni yeni bilinçlenmekteyiz. ADEF ile tüm derneklerimizi bir çatı altında toplamayı amaçladık. Çalışmalarımızı, hizmetlerimizi ve projelerimizi tek bir elden yaparak gücümüzü, etkimizi daha net ve etkili hissettirmek istiyoruz. Çalışmalarımız bu yöndedir. Devletimizin dinamikleri, hizmetlerini daha geniş kitlelere ulaştırma adına görev üstlenmiş olan ADEF Aydınlık geleceğin kurulmasında etkin görev üstlenmiştir. Biz hizmet ve gönül adamıyız. Tüm niyet,amaç,rüya ve hayallerimizin ufku Amasya ve Amasya lılardır. Gönül koymadan, manevi heyecanı duymadan bu hizmetlerin başarılması mümkün değildir.
Bu vesile ile, tüm Amasya’lı hemşerilerimizi ADEF’in bu hizmet kervanında yerlerini almalarını istiyorum. Herkesin ADEF.i kendi yuvası ve ailesi gibi görmelerini istiyorum. Hemşerilerimizin bu hizmet kervanında bizleri yalnız bırakmayacaklardır.
Bu inanç ve duygularla tüm hemşerilerime selam ve şükranlarımı sunuyorum.
                                                                      
                                                                           AMASYA DERNEKLER FEDERASYONU
                                                                                             ONURSAL BAŞKAN
                                                                                               İSMET ABACI